Ghostpoet – I Grow Tired But Dare Not Fall Asleep

Son güncelleme:

Karart ekranı, aksın yazılar
Finansçılara borçlusun bunu
Hiçbir şey yok ortada
Borç uçurumları zihniyetindeyiz
Bir dolinde toplanmışız
Siyahi muziplikler var kafamda
Ama hiçbir şey yok ortada
Ampuller titreşiyor, batıdan bir rüzgar esiyor
Twitter’da fısıltılar, ne yalan ne de ölümle biter
Hiçbir şey yok ortada.

Concrete Pony

Yorgun bir dünyanın kurduğu düşlerin hayaleti bu albümün şarkılarında kol geziniyor. Obaro Ejimiwe, namıdiğer Ghostpoet müzikseverlere belki de şimdiye kadarki en karanlık seçkisiyle seslenirken biz yer yer bu ağırlığın altında eziliyoruz, ancak bir şey dinlemeyi bırakmamıza mani oluyor. Tıpkı geçtiğimiz sene çıkan bir başka deneysel hip-hop güzelliği There Existed An Addiction to Blood (Clipping) gibi korkuyla yakından alakalı bir his bu, gündemin doğurduğu endişelere yönelik fazlasıyla şairane bir yakarış.

Ghostpoet’ten beklediğimiz caz dokunuşlarının, blues usulü gitarların hayli arka plana çekildiği dakikalara vesile oluyor I Grow Tired But Dare Not Fall Asleep. Şarkılar ton olarak biraz daha post-punk’a, hatta gotik müziğe yakın seyrederken gerçekte janrlara olsa olsa teğet geçiyor. Tek tük caz tonlarının bir şekilde karşımıza çıktığı, akla Bauhaus yahut Sisters of Mercy‘yi getiren gitar ve basların sol kroşe vurduğu, elektronik seslerin simsiyah işlendiği, piyanonun tehditkar bir üslup benimsediği albüm illa bir edebi türle bağdaştırılacaksa bu postmodern şiir olabilir. Ülkesinin Brexit gündemiyle karşı karşıya gelerek yazmaya başladığı albümü tamamlayana dek bambaşka ve küresel bir sorunla karşı karşıya gelen Ghostpoet’in bu yeni ve cesur repertuvarı, müziğin anlamının nasıl dönüşebileceğine veya bizi dönüştürebileceğine örnek teşkil ediyor. Karantina günlerindeki umut arayışımıza ses veren bu albüm, dinleyeni koyuluğu ve nihilizmi ile aydınlatıyor.

Hayatta olduğuna, uyanık ve bilinçli olduğuna aynı anda dua ve lanet okuyan Ghostpoet, istemeden bugünü geleceğiyle simultane biçimde görebilen bir albüm yaratmış. Meramları bir kehanet biçiminde zuhur ediyor, topluma dair ilgi çekici okumalara girişiyor. Bir kulak vermeden olmaz.