Mega Liste: Albüm Kapakları (Bölüm 3)

Son güncelleme:

Albüm kapaklarını, yaratıcıları odağında incelediğim albüm kapakları yazı serisinde sıra üçüncü bölümde. Serinin önceki bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Hipgnosis

Storm Thorgerson ve Aubrey Powell’ın kurucuları olduğu Londralı tasarım grubu Hipgnosis, 1970’lerin efsane kapaklarına imzalarını atmıştır. Daha sonraları Peter Christopherson, Richard Evans, George Hardie ve Richard Manning gibi isimler ekipte yer almıştır. David Gilmour’un çocukluk arkadaşı olan Powell, şirket kurulmadan önce 1968 yılında Pink Floyd ile A Saucerful of Secrets için beraber çalışmıştır.

Photoshop öncesi bir dünyada fotoğraf odaklı işlerinde yarattıkları keşifler, onların zamanlarının ilerisinde olmalarının sonucudur. Zamanın ilerisinde olmadıkları bir konu ise kesinlikle mizah anlayışları ve bazı işlerinin cinsiyetçi baharatıdır. Londralı ekip; Pink Floyd, Led Zeppelin, Paul McCartney, Electric Light Orchestra, 10cc, Black Sabbath, UFO, Genesis, Bad Company, The Pretty Things, T. Rex ve Scorpions gibi birçok isimle çalışmıştır. Hipgnosis çalışmalarını plağın düşüşe geçtiği ve CD döneminin başladığı zamanlarda durdurmuştur. Bu kararın ardından kendi deyimleriyle “MTV olaylarına” girişilmiştir. Kurdukları Greenback Films adındaki yeni şirketleriyle aynı ekip birçok müzik videosu yönetmiştir.

Led Zeppelin’in Hipgnosis ile ilk iş birliği olacak Houses of the Holy (1973) kapağı başlangıçta Storm Thorgerson’un eline gitmiştir. Kendisinin yaptığı; tenis kortu üzerinde bir tenis raketinin (İngilizcede şamata anlamı da taşır) bulunduğu kapak, Robert Plant’i oldukça sinirlendirir ve Thorgerson’u kovar. Bunun üstüne iş Powell’a paslanır.

İrlanda’nın meşhur sembolik noktalarından olan Giant’s Causeway’in yer aldığı albüm kapağı için Powell, o zamanlar Photoshop olmadığı için İrlanda’ya gidip bu yeri fotoğraflaması gerektiğini anlatır. Yanına da biri kız biri erkek iki kardeşi alır. Bu kardeşlerden biri olan Stefan Gates, o günlerde çok iyi durumda olmadıkları ve bunun gezebilmeleri için iyi bir şans olduğu için mutlu olduğunu anlatmıştır. Başta çocukların altın rengi olduğu siyah beyaz bir fotoğraf olarak planlanan kapakta yapılan bir hata sonucu çocuklar hafif bir mor rengini almıştır. Bu durumun kattığı gerçeküstü boyut Powell’ın hoşuna gitmiştir ve öyle kalmasına karar verilmiştir. Kapağın fikri Childhood’s End adlı bir romandaki çocukların toplanıp bir bütün oluşturarak dünyayı terk etmeleri sahnesinden gelmektedir.

Led Zeppelin’in 1976 çıkışlı Presence uzunçaları içerisinde, her birinin tek ortak yanının “obje” adı verilen siyah bir nesne olduğu 10 fotoğraftan oluşan bir koleksiyon bulundurmaktadır. Klasik bir rock albümü kapağı neyse bu albüm kapağı, onlardan olabilecek en uzak noktadadır. Hipgnosis’in fikrimce ellerinden çıkan en iyi iş olan, bu konuda beni rahatça aksine ikna edebilecek olsanız da, bu kapak göze parmak olmayan absürtlüğü ve gizemiyle çok ayrı bir yerdedir.

Kendi adını taşıyan üç albümü için de portre çekilmek istediğini belirten Peter Gabriel, bu porteleri daha önce sunulmamış yollarla sunarak albüm kapağında portre kullanımını geliştirmiştir. Hayranları; kendi adını taşıyan bu üç albümü, Hipgnosis kapaklarından yola çıkarak verdikleri isimlerle bilirler. Yani Car, Melt ve Scratch olarak.

Go 2 albümünün kapağı için hiçbir şey beğendiremedikleri XTC solisti Andy Partridge’e Thorgerson, dinleyiciye tamamen yazıyla plağı satın almaya yönlendirici bir metinle gitme fikrine sıcak bakmıştır. “Bu bir ALBÜM KAPAĞIDIR. Bu yazı, albüm kapağındaki TASARIMDIR. TASARIM, albümü SATMAYA yardım etmek içindir.” cümleleri ile başlayan yazıda gurubun ve albümün adı yalnız bir kere geçer.

Hipgnosis ve Pink Floyd

Ummagumma (1969) kapağında Pink Floyd yazısının hemen üstünde göze çarpan Gigi soundtrack albümünün tek amacı Thorgerson’un da belirttiği gibi dikkat dağıtmak ve hakkında konuşulmasını sağlamaktır. Buyurun konuşuyoruz işte. Telif sebebiyle ABD versiyonunda beyazlatılmış olan albüm ise sıkça The White Album zannedilerek kafaları daha da karıştırmaktadır.

Hipgnosis için kapakta grup veya albüm ismine yer vermemek, onların işinin iddiasını göstermek için sevdikleri bir hamle olmuştur ve plak şirketlerine de iyi caka satmalarını sağlamıştır. Bu iddiayı ilk ortaya koyuşları ise Atom Heart Mother (1970) albümüyle olmuştur. Thorgerson, albüm kapağının tasarımında amaçlananın yalnızca diğer rock albüm kapaklarına değil, herhangi bir albüm kapağına benzemeyecek ve bir albüm kapağında görmeyi beklemeyeceğin şeyin basit bir yolu olduğunu söylemiştir. Pink Floyd da müziğiyle bunu hedeflediği için kapaktan istediği tam olarak buydu. Saykedelik etiketlerinden veya herhangi bir etiketten kurtulup onlardan beklenmedik olana yönelmek.

Kapaktaki ineğimiz Lulubelle III, 40. Yılında tel formda karşımıza yeniden çıkmıştır.

Su altında ses dalgalarını alıcı bir kulak görseli olması gereken Meddle albüm kapağı, öyle mi olmuştur gerçekten ya? Bilemiyorum. Merak etmesen öğrenmezsin, iyi ki merak ediyoruz bari.

Tamam, bir sürü kapağa ikonik ikonik diyip durdum da geldim asıl olaya resmen, efsanelerden de öte Dark Side of the Moon‘a (1973). Pink Floyd’un sahne şovlarındaki ışık gösterilerinden ilhamını aldığını belirten Thorgerson, üçgenin de düşünce ve hırsı temsiliyetinin birleşmesiyle prizmanın her şeyiyle Pink Floyd’a ait olduğunu ekliyor. Waters’ın talebi üzerine albümün arka yüzünde de devam ettirilen görsele, içeride de kalp ritmiyle eşlik edilmektedir.

Wish You Were Here (1975) albümü, siyah streç filmle kaplanarak dinleyen bizlerde olduğu kadar albüm için de varoluşu sorgulayıcı bir atmosfer yaratılarak satışa sunulmuştur. Bu kaplamanın üzerine de fotoğrafın bir temsili olarak el sıkışan metalik eller eklenmiştir. Rüzgarın ters yöne esmesi sebebiyle ters çekilen fotoğraf daha sonra döndürülmüştür. Powell’ın fotoğrafladığı görsel, insanların “yakıp atılma” korkusu altında gerçek duygularını saklamalarına işaret eder.

Londra’nın enerji ihtiyacının büyük kısmını karşılamış olan Battersea Güç İstasyonu’nun Animals (1977) kapağı için bacaları arasında bir domuzla fotoğraflanması fikri Roger Waters’tan geldi. Yeterince gizemli ve metaforik bulmadığı için fikre burun kıvıran Thorgerson, (kendisinin sunduğu fikir sevişen anne babasını basan küçük bir çocuktu, vay be fikre bak) farklı fikirler denemek istemişti. Neyse ki domuz fikrine sadık kalındı.

İlk denemede 40 feetlik helyum domuzu kontrol altında tutmak için gerilen kabloların kopması halinde domuzu vurmak için bir nişancı çağırmak da unutulmadı. Ancak kablolardaki bir sorun domuzun hareket etmesini önledi.

İkinci denemede nişancı unutuldu ve tabi ki rüzgardan dolayı kablo koptu. Domuz Algie, Heathrow Havaalanı’na sürüklendi. Tüm uçaklar yere indirildi. İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’nden savaş uçağı pilotları domuzu bulmak için görevlendirildi. Ancak plastikten yapılma domuz, radarda tespit edilemiyordu. Algie sürüklenmeye devam etti. Domuzun yeri tespit edilmeliydi. Neyse ki akşam bir çiftçiden ineklerini korkutan bir uçan domuza dair bir arama geldi. Tüm bu tantana gazetelerde yayınlanarak bedava reklama dönüp grubun işine yaradı.

Üçüncü denemede nişancı unutulmadı ve fotoğraf sonunda istenildiği gibi çekildi. Ancak bu sefer de hava çok güneşliydi. Powell ilk günden kasvetli bir fotoğrafa üçüncü gün çekilen domuzu yerleştirerek sorunu çözdü. Böylesi bir velveleden sonra Pink Floyd’un birçok konserinde uçan domuzlar onlara eşlik etti.

Storm Thorgerson

Storm Thorgerson; Hipgnosis zamanı sonrasında da Muse, The Mars Volta, Phish, Audioslave gibi çeşitli gruplarla çalışmış ve rüyaları andıran işleriyle albüm kapaklarında boy göstermiştir.

The Division Bell‘in (1994) kapağında yer alan heykeller John Robertson ve Keith Breeden ortaklığında yapılmıştır. Konuşan iki ayrı yüz olarak görülebileceği gibi bir bütün yüz olarak da görülebilen heykellerdeki bu “üçüncü var olmayan yüz” için Thorgerson, Syd Barrett’ın yüzü der. Boyutlarından dolayı dış mekanda yapılmak zorunda olunan heykellerin medyadan saklanması için kamuflaj ağları çekilmiştir.

The Mars Volta’nın ilk bakışta burun kıvrılabilecek ancak müziğin etkisiyle yavaş yavaş etki etmeye başlayacak bu bilim kurgusal bir alt metni varmış gibi duran Deloused in the Comotorium (2003) kapağı ile The Mars Volta üyeleri aslında sadece arkadaşlarının yanında olmak isterler. Kapak, Julio Venegas’ın bir komadan diğerine hastanelerde geçen uzun zamanlarındaki yakarışını temsil eder. Bilinci kapalı durumlarında arkadaşlarını, Tremulant adını verdikleri yaratıkların pençesinden kurtulmaya çalışırmış gibi hayal ederler.

Black Holes & Revelations (2006) kapağı, renkleri ve bolca kel adamıyla bir Breaking Bad sahnesini fazlaca andırsa da diziden önce çekilmiştir. İncil’deki mahşerin dört atlısını temsil etmektedirler. Dikkat edince bunlar anlamazsa diye nolur nolmaz masaya da oyuncak atlar koyduklarını göreceksiniz. Thorgerson; bu dörtlünün modern güne uyarlanmış haliyle paranoya, hoşgörsüzlük, narsisizm ve açgözlülük olduğunu söylüyor. Yayınlanan versiyon, Thorgerson’unkinden farklıdır. Mars’ı andırması için renk ayarlarıyla oynanmış ve yere de yerleştirilmiş olan atlar kaldırılmıştır.

Albümün adı Wake Up and Smell the Coffee (2001) ve gördüğünüz balonlar da basitçe yatak odasına dolan kahve granülleri. Bu kadar. Fikir bu. Yine de güzel gözüktüğünü itiraf etmek lazım.

Andy Warhol & Craig Braun

Sticky Fingers (1971), Rolling Stones grubunun kendi plak şirketlerinden çıkan ilk albümleridir. Andy Warhol, Mick Jagger’a fermuarlı bir albüm kapağı yapma fikrini bir partide açmıştı. Diğer üyelerin de onayının alındığını öğren Warhol ilk olarak stüdyosunda bir kasık fotoğrafı çekimi yaparak işe koyuldu. Grafik tasarımcı Craig Braun ise gerçek bir fermuar koyma fikrini sonuca ulaştıran oldu. Plağın yıpranmaması için altına iç çamaşırlı bir resmin olduğu bir başka karton yerleştirildi. Braun’un ısrarına rağmen aynı kişiyle çekilmeyen bu iki fotoğrafla plağın son hali ortaya çıktı.

Warhol bu fırsat sonrası klasik şovmenliğine başladı. Öncelikle ilk kez bu albümün arkasında görünen Rolling Stones logosunu da kendisinin yaptığını söyledi (John Pasch yapmıştı). Sonra da ortalıkta Mick Jagger ile cinsel birliktelikte bulunduğunu söylemeye başladı. Bu durum sonucu Mick Jagger’la araları bozuldu.

O meşhur Velvet Underground & Nico (1967) albümü de yine Warhol ve Craig Braun iş birliğinden çıkmadır. Dinlemeyenlerin bile bildiği bu albüm kapağı, zor üretim koşulları sebebiyle (muzlar tek tek elle yapıştırılıyormuş…) bolca aksaklıklar ve gecikmeler yaratmıştır. Bir diğer sorunu da albümün arka kapağı yaratmıştır. O zamanlar uyuşturucu problemleri çektiği için paraya ihtiyacı olan aktör Eric Emerson, gruba resmi kapağın arka yüzünde izinsiz bir şekilde yer aldığı için dava açmıştır. Ancak plakların hemen toplatılmasıyla bu sorun çözülmüştür. Plakların basımı ve dağıtımında art arda yaşanan sıkıntılar grup ilişkilerini ve Warhol ile Reed’in arkadaşlığını kötü etkilemiştir. Warhol ile arkadaşlığı kötü etkilenmeyene şaşırılır zaten.

Mansiyonlar

Hole- Live Through This (1994)

Courtney Love için Kurt Cobain’in ve Hole grubunun basçısı Kristen Pfaff’ın ölümüne de işaret eden karanlık bir yıl olan 1994’te çıkan Hole albümü Live Through This; albümün eleştirel yaklaşımıyla ironik bir şekilde örtüşen bir albüm kapağı yaratarak değerini arttırmıştır. Fotoğrafçı Ellen von Unwerth’in yarattığı kapakla ilgili yakın zamanda Olivia Rodrigo’nun paylaştığı bir fotoğraf üzerinden tartışma çıkmıştır, tabi ki Courtney Love’ın yarattığı bir tartışma… Kendisi her zamanki bilindik tutumuyla genç popçudan özürle birlikte bir çiçek yollamasını talep etmiştir. Von Unwerth’in albüm kapağının doğrudan Carrie filminden ilham aldığını belirtmesine karşın da kendisinin orijinal fikrinin “Carrie” ile tamamen farklı konseptte olduğunu şiddetle savunmaktan geri durmamıştır.

Pulp- Different Class (1995)

Bir çiftin gerçek düğününde çekilen bu fotoğraftaki grup üyeleri, kendilerinin gerçek boyutlu karton figürleridir. Erkek kardeşlerinin Britpop grupları için çalışan bir fotoğrafçı olan arkadaşı için düğün fotoğraflarında yardım isteyen çift, fotoğrafçıdan ilk başta grup işleriyle meşgul olduğu için ret yemiştir. Ancak Pulp’ın “common people” fotoğraflaması talebi sonrası çifti düğünden bir hafta önce arayan fotoğrafçı Donald Miline, Pulp’ın karton versiyonlarıyla düğün fotoğrafı çekilirlerse diğer düğün fotoğraflarını da çekebileceğini söylemiştir ve bu kapak ortaya çıkmıştır.

The Strokes- Is This It (2001)

Bu albüm de, eklenmediğinde en iyi albüm kapakları listelerinin tam olmadığı albümlerdenmiş meğer. Sayısız listeyi gözden geçirdim. İlk iki görüşte şaşırdım, sonra sıradan bir durum olduğunu fark ettim. Bir şeyi yasaklamanın kaçınılmaz etkisinin reklam yaratmak olacağının somut örneği hepimize. Fotoğrafçı Colin Lane’in unutulmuş bir Chanel eldivenli kız arkadaşını çektiği bu fotoğraf, The Strokes’un çıkış albümünü ateşleyerek sadece onları değil onların öncülüğünde birçok grubu bize tanıştırmıştır. Amerika’da yayınlanmasında sıkıntı yaşanmış ve farklı bir kapak ile piyasaya sürülmüştür.

Pink Floyd – A Momentary Lapse of Reason (1987)

Sahile yerleştirilen 700 yatakla yapılan A Momentary Lapse of Reason çekiminde gelgit sebebiyle su basması sonucu tüm yataklar geri toplanıp tekrar çekim yapılmak üzere yeniden yerleştirilmek durumunda kalınmıştır. Biz çok zor günlerden geçtik, siz bilmezsiniz diyen bir kapaktır yani. 2019’da albümün revize edilmesiyle kapak da yeni bir haliyle karşımıza çıkmıştır.

Kanye West- My Beautiful Dark Twisted Fantasy (2010)

Kapağın çizeri George Condo’nun söylediğine göre; “Kanye’nin isteği üzerine” Kanye West’in üzerinde çıplak, kolsuz ve kanatlı bir kadının bulunduğu resim, yine Kanye’nin isteği üzerine “hakkında konuşulması adına” sansürlenmiştir. Kesinlikle Kanye söylediği için herkesin inandığı (!) bu yalanda Kanye, Nirvana’nın “Nevermind”ını da öne atarak “burada çıplaklık oluyor da bende niye olmuyor” mağduriyetini oynamayı da ihmal etmemiştir. Yani tamam hadi yine konuştuk hakkında, iyisin bu işte anladık.

Talking Heads- Speaking in Tongues (1983)

Dadacı Robert Rauschenberg, Talking Heads ile anlaştığında yalnızca kapak değil tüm albümün nasıl sunulacağıyla ilgili bir vizyon geliştirmeye odaklandı. Rauschenberg’in 1967’de ürettiği bir iş olan Revolver ile de ilişkili olan bu tasarım, Grammy ödülü kazanmıştır. Plağın üzerindeki kolajı meydana getiren görseller; otoyol reklam panosu, hurda bir araba ve banliyö yatak odasıdır. Dönebilen bir sanat eseri, bu işe güzel bir özet olur.

Bir saniye, aşağıdaki kapak daha tanıdık derseniz sebebi Rauschenbergin tasarımından sadece 50,000 adet basılmış olmasıdır. Aşağıdaki albüm kapağının tasarımı da grubun solisti David Byrne’a aittir.

Revolver

Animal Collective- Merriweather Post Pavilion (2009)

Merriweather Post Pavilion‘un keyifli kapağında yaprakların dans etmesine sebep olan ana sebep çevrelerindeki hattın bir yarısının siyah diğer yarısının beyaz olmasıymış. Bu etki Japon psikolog Akiyoshi Kitaoka tarafından bulunmuştur. Sabah bakıyorum güzel bir kapak, akşam bakıyorum güzel bir kapak. İçi de dışı kadar illüzyonlu bir kapak ki bu tasarımı hak etmiştir.

Yes- Fragile (1971)

Roger Dean’in elini attığı işlerden biri olan bu kapak; rock tarihinin en değerli albümlerinden birine kazandırdığı, Catan oyununun grafiklerini andıran resmiyle albümün içerisindeki hikayeyi kafamızda bu keyifli çizgilerle hayal etmemizi sağlar. Roger Dean; Uriah Heep, Asia, Osibisa gibi birçok grup için çizim yapmıştır.

D’Angelo- Black Messiah (2014)

Şu albümün kendisini de kapağını da yeterince anmıyoruz insanlık olarak, bu işe bir el atalım istiyorum.

Swans- To Be Kind (2014)

Bu yazıyı hazırlama sürecinde çok fazla albüm kapakları üzerine içerik okudum. “En Rahatsız Edici Albüm Kapakları”, “Tarihin En Korkunç Albüm Kapakları” falanlar dahil. Ne var diye sorarsanız, kan man var… Bana şundan daha rahatsız edici bir kapak gösteren bir içeriğe denk gelemedim açıkçası. İçim gerim gerim oluyor hem albümü dinleyince hem şu kapağa bakınca. Yine de müziği dinlerken tekrar tekrar kapağa bakıp etkiyi ikiye katlamaktan kaçınılamaz bir yanı var. Ya bir de bunun daha çok bebekli versiyonu varmış yetmiyormuş gibi, Bob Biggs rahat bırak beni nolursun.

Bonus: Başkasının Fotoğrafının Yer Aldığı Albüm Kapakları

Az önce okuduğunuz başlığın saçma duyulabileceğinin farkındayım ama albüm kapakları üzerine bir yazı yazmaya karar verdiğimden beri aklımdan çıkmayan bir konsept olduğu için bu başlığı açmak durumundaydım. İkinci bölümün bonus kısmında bir sanatçının albümünün kapağı için tercih etmesine alışıldık bir konsept olan portreleri ele almıştım. Şimdi ise o konseptin antitezi gibi olan, kendisi olmayan bir insanı albümün kapağına taşıması durumunu ele alacağım. Merak etmeyin “bakın o kapaktaki çocuğa ne oldu?” cıvıklıklarına girmeyeceğim, muhtemelen hepinizin bildiği bir iki arıza hariç.

Müziğe Parliament ve Funkadelic gibi gruplarla gıcır gıcır bir vizyon getiren George Clinton, oyunun kurallarını yazıcı müziği için kapaklarında da gösterişi seçmekten kaçınmamıştır. Bir iddiaya göre Maggot Brain (1971) albüm kapağı da, müziği de şu şekil bir fikirden çıkmadır: annenizin öldüğünün size söylenir ancak daha sonra bunun doğru olmadığını öğrenirsiniz. Fotoğrafçı Joel Brodsky’nin çektiği fotoğrafta, model Barbara Cheeseborough kamera önüne geçer. Funkadelic’in funkadelic çizimlerden oluşan diğer birçok albüm kapağı ise Pedro Bell’in elinden çıkmadır.

2010’ların şüphesiz en iyi albümlerinden olan Halcyon Digest (2010) için fotoğrafçı George Mitchell’ın koleksiyonunda seçilen bu fotoğraf öyle bir anı yakalar ki albümün ruhunu kutsar ve müzikle tek vücut olur.

Trouble Will Find Me (2013) albümleriyle basit ve yerinde bir albüm kapağıyla huzurlarımıza çıkan The National, kapak görselini Bohyun Hoon’un Fragmentation adını verdiği ve eşit bölmelerde insan vücutlarına aynalar yerleştirdiği işinden almıştır.

Fragmentation

Placebo’nun kendi adlarını taşıyan ve 1996 yılında çıkardıkları çıkış albümünün kapağı, kuzeninin çektiği küçük bir çocuğun fotoğrafını taşır. Kuzeninin öylesine çektiğini düşündüğü fotoğrafların bir albüm kapağında yer alacağını öğrenince heyecanlansa da daha sonra bu fotoğraf, okulda onun işini zora sokmuştur. Fiziksel şiddetten kaçınmak için sürekli okul değiştiren David Fox, en son ortaokulu bırakmak durumunda kalmıştır. 2012’de hayatını mahvettikleri için grubu dava etmekle tehdit eden Fox’un, ne de olsa ortada bir anlaşma olmadığı için, davayı açıp açmadığına dair bir haber olmadığına göre belki de alttan grupla yapılan bir anlaşma söz konusudur.

Yine bir çıkış albümünün kapağına taşınmış yabancı bir yüzü gördüğümüz Arctic Monkeys albümü Whatever People Say I’m That’s What I’m Not (2006), kapağına grubun arkadaşı Chris McClure’ü taşır. Liverpool’da Korova Bar adlı bir barda çekilen fotoğraf için McClure’e dışarı çık ve sarhoş ol talimatı verilmiştir. Gece 2’de yapılan çekimde kendisine biraz daha viski bile verilmiş. Ne kebap iş!

Albümün hızlı başarısının ardından müthiş bir öğrencilik hayatı yaşadığını söyleyen McClure, klüplerden orada içmesi ve takılması için para teklif edildiğini bile söylüyor. Şimdilerde ise sadece bununla bilinmek istemediği için suratının tanıdık geldiğini söyleyenlere pek bir şey söylemiyormuş.

Bilmeyenlere bile tanıdık olan albüm kapaklarından olan Ready to Die (1994) kapağı, zamanında sanıldığının aksine Notorious Big’in kendi fotoğrafı değildir. Aynı yıl çıkan ve Nas’ın kendi çocukluk fotoğrafının kapağında yer aldığı ikonik “Illmatic” albümü de bu yanılgıya sebep olmuş olabilir.

Blink-182 gibi kimsenin umurunda olmadan yaşamaya devam edebileceğimiz bir grubu bilindik kılacak etkideki Enema of the State (1999) albüm kapağı, bir porno yıldızının fotoğrafını taşır.

Rocky Schenck ve Mary Maurer’in elini attığı Alice in Chains’in Dirt (1992) albüm kapağı, model Mariah O’Brien’i cehennem kumlarına gömülü yarı ölü yarı canlı bir halde sunar. 8 saatlik çekimler bitince tuvalete koşan O’Brien’dan geriye kalan peruğu da fotoğraflayan Schenck, bu görseli daha sonra grubun Music Bank derlemesinde kullanmıştır.

Fotoğrafçı Bruce Davidson’ın Esquire dergisi için çektiği ancak daha sonra kullanılmayan bir fotoğrafa kapağında yer veren Ill Communication (1994), Beastie Boys denilince akla gelen görsellerden biri haline gelmiştir.

Vietnamlı Budist bir keşiş olan Thích Quảng Đức’un, dinini kısıtlayan başkanlarına karşı 1963’te gerçekleşen bir protestoda kendini yakma anını fotoğraflayan Malcolm Browne; bu fotoğrafın gücüyle Amerika’nın Diệm’in başkanlığına olan desteğini çekmesini sağlamıştır. Sağladığı bir diğer şey de Rage Against the Machine’in kendi adlarını taşıyan 1992 çıkışlı albümleriyle müziğe yerleştiriverdikleri politik duruşlarının sembolü olmaktır.

Vampire Weekend’in Contra (2010) albümünün kapağında boy gösterdiğini kızından öğrenen model Ann Kirsten Kennis’i bu durum hiç memnun etmemiştir. Kennis’in dava ettiği grup da fotoğrafçı Tod Brody’i yalan beyandan dava etmiş. Kennis’in davasının reddi istenerek olay sonuçlanmıştır.

Bu senenin çok konuşulan müzik haberlerinden Nevermind (1991) bebeğinin kendisine doğru yüzdüğü parayı yakalama kararını zaten duymuşsunuzdur. Kirk Weddle‘ın çektiği ikonik kapağı çeşitli zamanlarda ücret karşılığı tekrarladığı ve göğsündeki şov unsuru “Nevermind” dövmesi bilinen Spencer Elden’ın davası haliyle düşürülmüştür.