Lou Reed’in son röportajı

Lou Reed’in gidişinin müzik dünyası için son yıllarda yaşan en büyük kayıplardan biri olduğu konusunda hem fikiriz. Henüz kaybettiğimiz yetenekli müzisyen ve efsane Reed geçtiğimiz Eylül’de Parrot Headphones’dan Farida Khelfa ile bir röportaj gerçekleştirdi. Parrot Headphones’un fotoğraf çekimi arasında röportaj veren Reed’in kendi sesiyle müziğe, hayatına ve sese dair son sözlerini dinleyelim.

Farida: Neden müzik yapmaya başladın?

Lou: Seviyordum. Sevdiğin şeyi yapmalısın… Yoksa tutuklanırsın.

Farida: Kaç yaşında gitar çalmaya başladın?

Lou: Dokuz yaşındayken.

Farida: Dokuz mu? Gitarını baban mı aldı?

Lou: Babam bana hiçbir halt vermedi.

Farida: …O halde gitarı nereden buldun?

Lou: Çok ucuzdu.

Farida: Sen mi satın aldın?

Lou: Elbette.

Farida: Kendi paranla mı satın aldın?

Lou: Ormanda ve bir çiftlikte çalışıyordum. Odun doğrayarak, çiftlikteki tavuklara göz kulak olarak kazandım.

Farida: Harika… Ve kendi başına çalmayı öğrendin?

Lou: Evet.

Farida: Öylece oluverdi yani?

Lou: Evet. Rock&Roll’da sadece üç akora ihtiyacın olur. Şanslıydım, çabuk öğrendim.

Farida: Her gün çalar mısın?

Lou: Hayır, her gün pratik yapmam. Her gün çalmıyorum. Öğrenmek için asla okula gitmedim, kalbimle çalıyorum.

Farida: Bazen gitarını alıp çalıyor musun?

Lou: Elbette. Yani… Gitarımla uyuyorum.

Farida: Gitarınla mı uyuyorsun?

Lou: Evet ve amplifikatörümle.

Parrot Headphones’un Zik’i hakkında ne düşündüğünü soran Farida’ya kulaklığın daha çok klasik müzik için olduğunu ve rock’a pek uymadığını ifade ederken konu Reed’in kulaklarının neyin eksik olduğunu, neyin olması gerektiğini bildiğine geldi. Reed, Farida’ya kendinden oldukça emin ve şiirsel bir cevap verdi;

“Seslerin kulağa nasıl gelmesi gerektiğini biliyorum. Yani neyin eksik olduğunu duyabilirim. Neyin eksik olduğunu biliyordum. Belirli frekanslarda eksiklikler var. Rock için pek temiz bir ses değil.

Beethoven’ı güzel bası, çello ve tuba olmadan duymak istemem. Bu oldukça önemli…  Hip-hop’ın gök gürültüsüne benzeyen bası vardır. Bethoven’ında. Eğer bas eksikse bu bir organınızın kesilmesine benzer.  Bacaklarınızın olmamasına benzer.”

Daha sonra CD’lerin korkunç sesinden yakınan Reed yine de teknolojinin yararlı yanlarını kullandığına değindi. Her albümünü yeniden düzenlediğini söyleyen Reed albümleri dinlediğinde duygulandığını ifade etti. Duygularının ses karşısında oldukça hassas olduğunu belirtmesi üzerine Farida Reed’in ses üzerine düşüncelerini sordu.

Farida: Ses senin için nedir?

Ses benim için açıklanamaz. Ses ışık gibi… Ses nedir? Ve hayret verici kulaklara sahibiz ve bir şeyin yaklaştığını onu görmeden bilebiliyoruz. Biraz köpekler gibi… Onlar benden 600 kat daha iyi duyan kulaklara sahip. Bir köpek bloklar ötesinden gelen sesleri duyabilir… Ama ses nedir? Ses benim için bir gürültüden fazlası. Sıralı bir ses müziktir.

Kafanın içinde duyduğun sesler var. Kan akışın, sinirlerin… Bunu duymak ilginç. Büyük sessiz bir odada bulunduğunda kendi kalbinin sesini duymak oldukça büyüleyici… Ya da bir hastanede ultrasona girdiğinde kendi kan akışını duyabilmen oldukça büyüleyici. Ses… Düzenli ses müziktir. Müzik benim hayatım. Eğer müzik yapamasaydım…

Yani Beethoven sağır olmasına rağmen müzik yapabildi.

Farida: Sese dair ilk anın nedir?

Sese dair ilk anı hepimiz için annenin kalp atışı olmalı. İlginç olan fıstık kadarken ritim dinleyerek büyüyorsunuz.  İşte bu yüzden vuruş sesini seviyoruz çok basit.

Farida: Öyleyse doğa sesleri de öyle?

Elbette. Doğanın sesleri… Rüzgârın sesi, aşkın sesi…

Seray Şan