Alın size komik bir bilgi: Zach Condon ile aynı şehirde, Berlin’de yaşıyoruz; ancak önceki iki röportajımız (biri mesafe, diğeri sağlık sebeplerinden ötürü) Zoom’da gerçekleşti. Son röportajımız 2025 nisanında yaşandı, 2026 nisanında ise grubu Beirut’un Berlin’de sahne alacağını öğrenip tarafına guestlist’te yer alma talebinde bulundum. Ne yazık ki konserin kontenjanı dolmuştu. Pes etmeyip 7 Temmuz Hamburg konserlerinde kontenjan olup olmadığını sordum. Vardı. Böylelikle iki Berlinli olarak üçüncü buluşmamızı yine Berlin dışında gerçekleştireceğimizi öğrenmiş olduk.
Hamburg, Berlin’e otobüsle 4 saatlik mesafede. Yanıma aldığım arkadaşımla sabahtan şehre varıp birkaç saat yağmur altında turistik aktivitelerde bulunduktan, “ıslak Hamburger”e (bu sene yaptığım en iyi şaka) dönüştükten sonra konserin mekanı Stadtpark Open Air’a giriş yapmış bulunduk. Girişte şemsiyelerimizi aldılar, ancak şansımıza tüm gün yağan yağmur durmuş, yerini parçalı bulutlu bir akşam güneşine bırakmıştı. Stadtpark beklediğimizden küçük, ama samimi ve tatlı bir konser mekanıydı; arkadaşımın sözleriyle bir hayli ODTÜ Vişnelik’i andırıyordu. Grubun performansını beklerken sahne yanındaki ekranlardan buraya çıkacak diğer isimler nerd bir sohbete daldık: Seal, Hermanos Gutiérrez, Zaz, Agnes Obel…
Grup sahneye çıktığında biz seyirci alanının en önünde, sol köşedeydik. Hem görüşümüz, hem de duyduğumuz ses kalitesi mükemmele yakındı. Grup, setini şahsi Beirut favorilerimden “Gallipoli” ile başlattı, “So Many Plans” ve “No No No” ile yoluna devam etti. Bu noktada ben bir ajan misali turnenin önceki konserlerinin setlist’ine bakıyor, son Beirut albümü A Study of Losses‘ta yer alan “Guericke’s Unicorn”u dört gözle bekliyordum. Niyeyse bu şarkıyı atladılar, konser boyunca da başka bir yerde duyamadık kendisini. Bir hayli bayıldığım ASOL albümünden bu konserde kendine yer bulan tek parça, bisi başlatan “Villa Sacchetti” oldu. İlginç bir tercih. Normalde millet, sevdiği grubun konserinde çok fazla yeni şarkı duyduğu için şikayet eder, bende tam tersinin yaşanması da benim ilginç tercihim olabilir.
(Bu konserde duyamadığıma üzüldüğüm bir başka parça ise “Ederlezi”. İçinizden “Beirut konserindesin, ne alaka?!” diyor olabilirsiniz. Ancak ilginçtir ki “Ederlezi”, kendine Beirut’un Berlin konserinde yer bulmuş. Bildiğin benden birkaç kilometre ötede “Ederlezi” çalıp gitmişler. Kara bahtım…)
“Postcards from Italy”, “Elephant Gun”, “The Rip Tide”, “Santa Fe”, uzun yıllar sonra setlere dönen “A Sunday Smile” ve daha nicesi birbiri ardına akarken grubun ve onlara önderlik eden Condon’ın enerjisi süper (arkadaşımın ifadesiyle “tatlış”) idi. Geçtiğimiz yıllarda sesini de etkileyen sağlık sorunları yaşayan Condon, burada birkaç noktada hafif yorgun tınlasa da genel anlamda keyfi yerinde duruyordu. Yıllardır Almanya’da yaşadığından olacak, şarkı aralarında lafa girerken seyircilerle hep Almanca konuştu, bir noktada şakayla karışık biçimde havaların dengesizliğinden yakındı. A Hack and a Hacksaw cover’ı “Serbian Cocek” ile ortamı iyice Balkan düğün havasına büründürdüler. Keyfimize diyecek yoktu. Öte yandan bir yandan geçen zamana ve geçmiş konserlerin setlist’ine bakıyor, her şarkıyı çok hızlı çaldıklarını farkedip konserin erken biteceğinden korkuyordum. Derken daha bir saat olmamışken “Nantes”i çaldılar, teşekkürlerini edip sahneden ayrıldılar.
Elbette bise döneceklerine adımız gibi emindik ve döndüler. Burada da “Villa Sacchetti”, “Mount Wroclai (Idle Days)” ve harika kapanış “The Gulag Orkestar” birbiri ardına akşamımızı şenlendirdi. Bu üçlü sona erdiğinde saat yaklaşık 21:30 idi ve Berlin’e otobüsümüzü yakalamak için yavaştan çıkmaya karar verdik. Derken bir plot twist: Biz mekândan çıktığımız an grup, ikinci bir bis için tekrar sahneye çıktı! Konseri birden fazla bis ile kapatmak, pek yaygın olmasa da rastlayabileceğiniz bir senaryodur. Yıllardır böylesi bir duruma şahit olmamıştım, arkadaşım da ben de buna hazırlıksız yakalandık. Üstelik alandan çıkış yaptığımız, kolumuzda da bileklik takmadığımız için alana geri giremiyorduk. Uzaktan duyduğumuz sesler hiç fena tınlamıyordu. Konser sonrası bir teyitle çalınan şarkılardan birinin Caetano Veloso cover’ı “O leãozinho” olduğunu öğrendim. Diğer şarkı ise setlist.fm’de “Unknown Song” olarak geçiyor.
Tatlı bir akşam üstü, üniversite çimlerini aratmayan bir ortamda Beirut dinlemek her yönüyle değerli bir deneyimdi. Zach’i de burada oldukça iyi gördüm. Bir gün yollarımızın tekrar kesişmesi dileğiyle…



