Sparks – A Steady Drip, Drip, Drip

Mael Biraderler 1970 senesinden beri Sparks olarak kulaklarımızı şenlendiriyor. Vokalde Russell’ı, klavyede Ron’ı dinlediğimiz, kağıt üstünde oldukça basit ve konuk müzisyenlerle zenginleşen bir art pop formülü izliyorlar. İşin eğlencesi mizahi şarkı sözlerinde ve enerjilerinde yatıyor. 24. stüdyo albümleri A Steady Drip, Drip, Drip de fazla zahmete girmeden müthiş şeyler başarıyor. Örneğin bir çim biçme makinesine şarkı yazıyor, “Çim biçme arabamı sürüyorum, sürüyorum” gibi absürt bir nakaratla gönlümüzü kazanıyor.

A Steady Drip, Drip, Drip niye senenin en eğlenceli albümlerinden biri? Birkaç şarkı sözüyle daha devam edelim:

Seninle karşılaştığım için ne kadar şanslıyım anlatamam / Yardım edebilir misin, sol ayakkabımı kaybettim.

All That

Geleceğinde aziz olmak yok senin / Papa yerlere serilmiş, kahkaha atıyor

Sainthood Is Not In Your Future

Sartre ile Camus beni hissettiğime benzer bir şey anlamışlardı / Her ne kadar Fransa’da olsalar da

Existential Threat

Işıktan hızlı seyahat eden bir şey yok demişler sana ama / Bariz biçimde yalan atmışlar

Nothing Travels Faster Than The Speed of Light

Bu sözlere ilaveten günümüz toplumuna yönelik eleştiriler okumak da mümkün A Steady Drip, Drip, Drip‘te: “iPhone” telefonumuzu elimizden bırakmamızı çok sevimli nasihatlerle tavsiye ederken “Please Don’t Fuck Up My World” dünyamıza iyi bakmamız gerektiğini hatırlatıyor, hatta bu esnada duygu yüklü bir şarkıya dönüşüyor.

Müzik içinde sayısız leziz sos barındıran bir çorbayı andırıyor. 70’ler-80’ler synthpop’undan barok pop’a, akustik gitarlı pasajlardan piyanolu geçişlere basit, tanıdık ama etkili beste dokunuşları sayesinde albümde eşliğinde dans edemeyeceğimiz bir tek şarkı bile yok.

A Steady Drip, Drip, Drip‘e bir kez kulak veren, yüksek ihtimalle tekrar tekrar kulak verecek. Virüs kadar bulaşıcı, ama kesinlikle ölümcül olmayan, aksine hayat veren bir salgın bu. Biraz kurtlarını döküp dertlerinden uzaklaşman isteyen göz atmadan geçmemeli.