MONO ile Söyleşi: “Her Anın Değerini Oracıkta Bilmek”

Kapak Fotoğrafı: Craig Murray

Japon post-rock efsaneleri MONO 12. albümleri OATH’u 14 Haziran’da yayımlıyor. Biz de gruptan Takaakira Goto ile kısaca yazılı bir söyleşi gerçekleştirdik.

Nasılsın?

Takaakira Goto: İyiyim.

Yeni albümünüz OATH yakında yayımlanıyor. Albümdeki müzik yapımı sürecini üç anıyla detaylandırabilir misin?

Bu albüm grubun 25. yılını kutlamak için yazıldı. Bu defa şimdiye dek ifade ettiğimiz öfke, karanlık, mutsuzluk ve umutsuzluk gibi duygulardan uzaklaştık. Neşe, kıymetli olan şeyler ve hayatın anlamı gibi olumlu unsurlara odaklanan bir iş yaratmak istedik.

Müzikal olarak konfor alanımızda kalmak yerine daha önce hiç yapmadığımız yepyeni bir şey yapmayı denedik. Müziği bestelerken bir yıl boyunca -baharda, yazda, güzde ve kışta- hissettiğim şeyleri yakalayıp bir hikâye yazmak, sonra da her şeyi arkamda bırakmak istedim.

Bu albümdeki şarkılar içinde son hâline getirmesi en kolay ve en zor olmuş iki şarkıyı seçebilir misin?

Yazması en kolay şarkı albüme de adını veren “Oath” idi. Kendisi albümü yazmamız için bize ilham verdi. En zorlayanı da “Run On” oldu.

OATH’da bir kez daha -geçenlerde röportaj da yaptığım- efsanevi yapımcı Steve Albini ile çalıştınız. Ortaklık geçmişinizde ister ilham ister fiziksel süreç boyutunda Albini’nin size öğrettiği en değerli şey ne oldu?

Steve’in bana öğrettiği en önemli şey; bütün grubun kaydını aynı anda, canlı performans misali alırsan çok özel bir şey yakalayabileceğin oldu.

Biz de 20 yılı aşkın süredir bu şekilde kayıt alıyoruz. Geçtiğimiz yıllarda bilgisayar, AI ve teknoloji çok gelişti. Bu şekilde insani bir şeyleri muhafaza etmenin ne kadar önemli olduğunu her zamankinden fazla hatırlıyoruz.

Hile yapmak yok: Müzik dinleme platformunda çaldığın son üç şarkıyı yazabilir misin?

Jóhann Jóhannsson – “Flight From The City”

Fred Again… & Brian Eno – “I Saw You”

Thom Yorke – “Knife Edge”

Sanata dair çok sevdiğim bir söz: “Bitmiş sanat yoktur, terk edilmiş sanat vardır.” Bu alıntıyı nasıl buldun, nasıl yorumlarsın?

Bence müzik bestelemek bir bakıma yeni armoniler bulup daha önce var olmayan dünyalar inşa etme sürecidir. Yüksek ve alçak sesler, aydınlık ve karanlık sesler, sert ve yumuşak sesler, yakın ve uzak sesler, gürültülü ve sessiz sesler ve ötesi. Bütün bu elementleri iyi bir şekilde kullanıp birleştirirsen ortaya çeşitli insanlar ve bulunduğumuz yeryüzü arasında var olana benzer bir denge çıkar.

Sonuç olarak sanatın bir bakıma asla bitmediği, önce keşfedilip değere bindirilerek nihayetinde yeni bir armoni bulmak için bir köşeye atıldığı fikrine katılıyorum.

Grupta her birinizin felsefi düşünen, ruhani bireyler olduğunuzun farkındayım. Son derece aydınlanmış ve evrenle çok tatmin edici biçimle bağlantılı hissettiğin bir anıyı paylaşabilir misin?

Grubun üyeleri ve bize destek veren insanlar ortak bir hedefe doğru ilerledikçe bunu hissediyorum.

Sık sık rüya görür müsün? Nasıl rüyalar görürsün?

Galiba rüya görüyorum, ama hiçbir şey hatırlamıyorum.

OATH “Bu yaşamdaki yerimiz ne?” sorusunu soruyor. Grup olarak bir cevap buldunuz mu?

Yarın ne olacağını kimse bilemez. Bence mesele tam da yaşadığımız anın bilincinde olup her anın değerini oracıkta bilmek.

Geçmiş değişmeyecek, yarının ne getireceğini de hiçbirimiz bilmiyoruz. Önemli olanın her günü tüm hayatınmış gibi yaşamak olduğunu düşünüyorum. Zira bir gün ruhlarımız bedenlerimizi terk edecek. O zaman cennete onca harika anımızı götürebileceğiz.

Diyelim bundan 100 yıl sonra müzisyenlerin anısını onurlandıran bir tema parkındayız. Her grubun bir anıt taşı var, üstünde de ya bir şarkı sözü ya da bir alıntı yazıyor. Müziğinizde söz olmadığı için siz de istediğiniz alıntıyı seçeceksiniz. Hangisini seçerdiniz?

“Trails of The Winter Storm.”

MONO’nun resmi sitesine şuradan, Bandcamp profiline şuradan göz atabilirsiniz.