Bir Beach House rüyası: Once Twice Melody

Son güncelleme:

Beach House’ın bir süredir parça parça dinlediğimiz albümü artık tamamen yayınlandı. Eylül’den beri 4 EP olarak ayrı ayrı sırayla yayınlanan 18 parça artık 84 dakikalık tek bir albümde. Kaç aydır bu albümü konuştuğumuzu düşünürsek bunun iyi bir pazarlama stratejisi olduğunu söyleyebiliriz.

Beach House yine farklı bir evrende yaşıyormuş ve bizi de o evrene davet ediyorlarmış gibi bu albümde de. Özellikle David Campbell tarafından aranje edilen yaylı çalgılar orkestrası sayesinde kendimi iyice bir peri malasında gibi hissettim. Orkestranın arkadan gelen tınılarını duydukça sanki kulaklarıma peri tozu sürülüyor.

Once Twice Melody’e dikkatli bir şekilde kulak vermediğimizde albüme klasik bir Beach House albümü diyebiliriz ama işin aslı bence böyle değil.  Ne kadar da klasik Beach House soundlarını, melodilerini duysak da bu albüm yaylı çalgılarla, bazı şarkılardaki gotik melodilerle Legrand ve Scally’nin deneysel çalışmasının bir ürünü olduğunun kanıtı. Ayrıca albümün başka bir güzelliği aynı anda Beach House’ın birbirinden farklı eski albümlerini dinliyormuşsunuz gibi. Yani soundlar bir Beach House diskografisi yaratılmışçasına kullanılmış.

Albüm bir ilişkinin serüvenini anlatıyor. “Out in the summer sun/She was the only one” ile başlayıp ne kadar da kendini yıldızlarla, güneşli gökyüzüyle, ayışığı ile aydınlatmaya çalışsa da “I reach into the darkness/The universe collects us” dizeleriyle sonlanmaktan kaçamayan bir hikaye.

İlk 4 parçalık kısım bir yaz rüyasını anlatıyor gibi. Once Twice Melody içi ısıtan bir “yaz güneşi”nde başlıyor. Superstar ile ikisi gün batımında bir sahilde gibi hissettirdi bu parça. Ve ayrıca Beach House’ın bu zamana kadar albümlerinde denediği her şeyin bir birleşimi gibi. Aradaki gitar dokunuşları, synthler, organ ve yaylı çalgılarının birleşimiyle Beach House adlı peri masalının içindeymişsiniz gibi. Pink Funeral ve Through Me ise bu masalın kötü sonlarını yazan iki şarkı.

Once was a fairy tale

Then it all went to hell

Swans on a starry lake

Hearts that were made to break

Tears through a white lace veil

Pink funeral

Pink Funeral

İkinci kısma Runaway adlı parçayla hareketli bir yaparken ani bir şekilde ESP ile düşüş yaşıyoruz.

You caught me looking over

Tears were in your eyes

ESP

ESP’nin ardından gelen New Romance’in “Last night, I’m messing up/Now I feel like dressing up.” dizeleri bence ayrılıktan sonra duygu değişimlerine güzel tercüman olmuş. Ve bu kısmın son parçası Over and Over. Bu parçadaki nakarat geçişlerini resimlendirmem gerekseydi rengarenk bir havai fişekin gökyüzünde patlaması olarak çizerdim.

Üçüncü kısımda ise yine ışık, gökyüzü, güneş temalarının baskın olduğunu görüyoruz. Sunset şarkısıyla başlıyor üçüncü kısım. Gitarlı girişi ve sonrasında gelen zil sesleri isminin hakkını veriyor ve kendinizi bir gün batımı izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.

Ardından Only You Know un dalga sesleriyle ve synth karışımlı girişini duyuyoruz ve yine kendimizi yaz rüyasında gibi hissediyoruz.

In the summer blaze

Under melting days

All tomorrow’s skies

Feel it every time

On my way to you

Only You Know

Only you Know’dan sonra sırasıyla Depression Cherry albümden bir parça gibi olan Another Go Around, hemen ardından hiç alışık olmadığımız gotik bir Beach House eseri olan, bu albümde gerçekten yeni şeyler denediklerinin kanıtı olarak gösterilebilecek Masquerade ve o içimize huzur veren Illusion of Forever ile üçüncü kısım sonlanıyor.

Ve son olarak geçtiğimiz gün albümle birlikte yayınlanan dördüncü kısım.

Finale ve The Bells birbirini tamamlayan iki şarkı gibi. Finale sözleri ve melodisiyle bir ilişkinin ilk zamanlarındaki mutluluk, umut ve heyecanı anımsatıyor. Sonrasında The Bells’in “I can’t live without you”  ile başlayan dizeleri ve hüzünlü bir gitar sesi ile rüyadan uyanıyoruz.

Hurts to Love sanki geçtiğimiz günlerde, Sevgililer Günü’nde kalbi kırık insanlar için yayınlanmış olan, Victoria Legrand’ın sesinin sebep olduğu dinlerken mutluysan hüzünlendiren, hüzünlüysen mutlu eden bir başka Beach House parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Daha sonrasında ise bir ninni hissi veren Many Nights ve bu albümün son parçası Modern Love Storiesi dinliyoruz.  

Böylece albümün sonuna geliyoruz. Aslında güzel başladığını hayal ettiğimiz, bir “yaz güneşi” zannettiğimiz aşkın aslında sadece “karanlık bir boşluk” olduğunu öğrendiğimiz bir serüvenin sonu.