King Gizzard & The Lizard Wizard – Fishing for Fishies (2019)

Bugünkü kelimemiz “boogie“. Duruma göre iki meali var: “Piyanoda güçlü ve hızlı bir ritimle icra edilen bir müzik türü”, veyahut “pop ve rock tarzı müzikler eşliğinde dans etme eylemi”. Bu bilgiyi not düşelim, ileride karşımıza çıkacak.

Esas mevzumuz elbette Fishing for Fishies. King Gizzard & The Lizard Wizard memleketimizde sık sık “Avustralya’dan çıkma Anadolu rock” etiketiyle anılsa da elbette bu yakıştırma grubun sadece bir yüzünü tasvir ediyor. Ve toplamda -kimisiyle henüz tanışmadığımız- o kadar fazla çehre var ki ortada, biliminsanları çıkıp da “bu grup çoklu kişilik bozukluğu yaşayan kolektif bir bilinç” deseler ilk şoku atlattıktan sonra durumu kanıksarız gibi duruyor. Daha geçtiğimiz günlerde ilk thrash metal şarkıları “Planet B”‘yi yayınladılar örneğin. Bağlama uymadığından olsa gerek, o burada yer almıyor. Onun yerine -büyük ölçüde” blues var, ve evet, boogie var.

Albümün boogie’si üç aşamadan geçiyor, bu esnada da alttan alta esaslı bir hikaye inşa ediyor: 2017 tarihli Murder of The Universe‘ten tanıdığımız Han Tyumi’nin yavaş yavaş bir robota dönüşmesinin hikayesi bu. “Boogieman Sam”‘in tam tekmil boogie’si “Plastic Boogie”‘nin yarı suni doğasına, o da nihai dönüşüm olan “Cyboogie”‘ye evriliyor. Tahrip edilen tabiat, insanın özüyle sınırlı değil: “Acarine” yıkılan bir arı kovanını anlatıyor, “Birdsong” kuşların peşinden uçacak bir istikamet arıyor. Konu, tema ve kıssa açılarından ele aldığımızda en duyarlı, en -dil varmıyor ama- karamsar ve düşünceli Gizzard albümüyle karşı karşıyayız. İnanılır gibi değil!

Peki bütün bu gerçek ve iç karartıcı temalar müziğe yansıyor mu? Tabi ki hayır, olur mu öyle şey? Yine dinamik, yine zıpır, yine eğlenceliler. İç karartıcılık bu ekibin mayasında yok, gerçekçilikse büyülü gerçekçilik, aktivizmse dans ederek aktivizm! “Boogieman Sam”, “The Cruel Milennial”, “Real’s Not Real” ya da “This Thing” gibi şarkılar, eşliğinde dans edilmek için yaratılmış. Boogie’si damardan gelip toprağa gidiyor, yeryüzüyle birleşiyor adeta.

Çevreci ve varoluşçu anlatım “Cyboogie“‘ye vardığı an yerimizde doğruluyor, adeta ‘kahramanın yolculuğu’nu yaşıyoruz. Sarsıcı bir deneyim nasıl bu kadar eğlenceli olabilir diye düşünüyor, olası aydınlanmaların kıyısında yüzüyoruz. Gizzard’ın olgunluk döneminin başlangıcına tanıklık ediyor olabilir miyiz? Her neye tanıklık ediyorsak, takdir edilesi bir iş olduğu kesin. Daha iyisi gelene kadar en iyisi bu.

PUANLAMA: 8.5/10

  1. İçeriklerinizi çok keyif alarak okuyorum, malum Türkiye’de King Gizzard/Oh Sees/PPC gibi gruplardan bahseden çok insan olmuyor ve onlara dair ne biliyorsam tamamen kendim keşfederek öğrendim. Türkçe içerik olarak böyle tanıtıcı yazılar görüyor olmak beni mutlu etti.

    ***SPOILER ALERT***
    İçeriğin ufak bir kısmına itirazım var sadece: Han-Tyumi’nin cyborga dönüşmesi bu albümde değil, Polygondwanaland’de anlatılıyor. O albümün plak versiyonunun en sonunda Han-Tyumi’nin “Hello” demesini duyuyormuşuz (plağa sahip olan insanlar öyle diyor). Yani; 4. rengin arayışında olan, bu yolda ailesi öldürülen ve gözleri bir tanrı figürü tarafından çıkarılan arayışçı (Horology’de “weary traveler” olarak da refer ediliyor) aslında Han-Tyumi imiş. Zaten kronolojik olarak Crumbling Castle’ı son şarkı olarak dinlemeyi daha doğru buluyorum.

    Yine de, bütün bunlar FFF’in Han-Tyumi hikayesiyle alakasız olduğunu göstermiyor. Cyboogie’nin en sonunda Joey’in değişik yüz ifadeleriyle anlaşılmaz konuşmalar yaptığını görüyoruz. O konuşmalar aslında anlamsız değil, Han-Tyumi’nin sesinin hem yavaşlatılmış hem de tersten oynatılmış versiyonu. Anlamına bakıldığında da zannedersem yarattığı bir varlığa sesleniyordu. İzlediğim bir videoda Boogieman Sam isimli karakterin Han-Tyumi’nin yaratılışı olduğundan bahsediliyordu, ama ayrı karakterler olduğuna %100 eminim.

    Tekrar tekrar bu içerikleri yaptığınız için teşekkür ederim.