Hazırlayan: Aslı Dernek
Ben Harper ve grubu The Innocent Criminals‘ın beklenen birleşme haberinden sonra gelen yeni albüm Call It What It Is (8 Nisan 2016) müzisyenin polis vahşetine, yaşlanmaya ve pembe bir balona karşı şiarı olarak yorumlanabilir.
“Polis vahşeti” demişken; Harper’ın otorite ile imtihanı uzun zaman önce başlamış. 1999’da stüdyoya albüm kaydına giderken; polis tarafından takip edilmesi, etrafının sarılması, arabasından indirilmesi, yere yatırılması ve kelepçelenmesi sadece polisin çalınmış bir kamyonet ihbarı almasına ve Harper’ı şüpheli olarak görmesine dayanıyor. Harper yaşadıklarına inanamamış. “Sadece kenara çekmem gerektiğini ve ehliyetimi görmek istediklerini söyleyebilirlerdi.” diyor. Bunun yerine yaklaşık 20 polis tarafından etrafının sarılmasıyla ve tepesinde bir helikopter görmesiyle dehşete düşmüş. “Mavi bir kamyonet çalınmış; benimki ise altın rengiydi.” diye devam ediyor. Bu olaydan sonra yakın arkadaşlarının – özellikle siyahi olanlarının – hikayeleri de birikmiş ve Ben Harper’ın yazdığı protest şarkılara ilham kaynağı olmuş. Yeni albüme ismini veren ” Call It What It Is” şarkısı da siyahi amerikalıların uzun zamandır maruz kaldığı polis şiddetinden bahsediyor.
Ben Harper ve The Innocent Criminals‘ın birlikte çıkardıkları en son stüdyo albümleri, 2007’de Paris’te kaydettikleri Lifeline idi. Ben Harper sonrasındaki müzikal deneyimlerinin bir şekilde eksik kaldığını “Tüm yolların The Innocent Criminals’a çıkması için gereken süre çoktan geçmişti” diyerek özetliyor.
Grup tekrar bir araya gelip çalışmaya başladıktan sonra kendini 20 yıllık materyalleri didiklerken buluyor; evrensel rock, soul, reggae ve Harper’ın tekin olmayan lap-slide blues tınıları albümün temelini oluşturmaya başlıyor. Grubun perküsyonisti Leon Mobley süreç için “Hani bisiklete oturursun ve sürmeyi hatırlayıp hatırlamadığına bakarsın ya? Biz sürebiliyorduk.” diyor.
Call It What It Is öngörülemez, bütünlükten uzak, tuhaf ve bir o kadar da mükemmel bir albüm. Grup albümü 1 yılda kaydetmş ve kayıt seansları arasına bazen aylar girmiş. Albümün bütünündeki melodik, şiirsel ve tematik tutarsızlık bu kayıt dönemleri arasındaki aralıklardan kaynaklanıyor. Harper kayıtlar arasındaki zamana ihtiyaç duyduklarını; böylece prosesi sindirebildiklerini ve kendilerini eleştirmek için gerekli vakti kazandıklarını söylüyor.
Albüm “When Sex Was Dirty” parçasıyla açılıyor. Benim de favorim olan bu parça hareketli, davul odaklı sıkı bir başlangıç şarkısı. Sonrasında söylenen herşey “karanlık” ve “aydınlık” arasında, büyülü bir gel-git sunuyor. “How Dark Is Gone” ve “All That Has Grown” yaşlanmak ve yola devam etmek üzerine söylenmiş; grubun “geçen yıllar” hakkındaki obsesifliğini gözler önüne seriyor.
“Pink Balloon” ile albüm adeta tekrar başlıyor. Şarkı oldukça kısa, hızlı ve gürültülü; pembe bir balon taşıyan kız çocuğunun hikayesini anlatıyor. Harper’ın karısı bir gün kafasında şarkının melodisiyle uyanmış; şarkıyı telefonuna mırıldanıp kaydetmiş ve sonrasında uyumaya devam etmiş. Aradan 3 ay geçtikten sonra kocasına dinletme cesaretini kendinde bulmuş.Harper şarkıyı çok beğenmiş ve albüme dahil etmeye karar vermiş.
Sonrasında gelen”Finding Our Way” ise varoluşsal bir reggae şarkısı; garip bir şekilde umut aşılıyor, insanı mutlu ediyor.
Kapanış şarkısı “Goodbye To You” edilemeyen vedalardan bahsediyor. Harper şarkıyla ilgili “Hepimiz hayatımız boyunca birçok kez veda etmek zorunda kalmışızdır. Bir bakıma grup kendiyle ilgili bir ağıt yakıyor burada.” diyor. Grubun çoğu elemanının 90’lardan beri Harper ile çaldığı düşünüldüğünde ayrılığın 2 taraf için de hiç kolay olmadığı anlaşılıyor.
Albümü dinlerken neye sevineceğinizi şaşırıyorsunuz; Ben Harper & The Innocent Criminals birleşmesi mi demeliyim, tutarsız ve tam da o yüzden bütün olan bir hikaye mi demeliyim, bambaşka yerlere savuran ve sonra elinizden tutup aynı noktaya bırakan müzikal geçişler mi demeliyim? Eminim bu albüm herkes için farklı bir anı olacak çünkü kategorize edilemez bir işle karşı karşıyayız. Dinleyiniz!



