Albümler

Sayfa:2

İnsanlar barış istiyor, insanlar el ele tutuşmak istiyor, insanlar -e haliyle- birbirini becermek de istiyor. Egypt Station‘la bu mesajların hepsini veriyor Paul McCartney. Müziği her zamanki kadar genç, naif.  Öyle güzel bir gençliğin üstüne kim yaşlanmak ister ki zaten? Beatles’ın spiritüel ve -John kadar olmasın ama- deneysel çocuğu George bile ömrünün sonlarına doğru eski grubunun […]

“Yaklaşmazsan duyamazsın, sana anlatmam gerek.” Gayet açık bir çağrı, merak da uyandırıyor. Elektronik-saykodelik ezgilerin sürüklediği uzun bir giriş şarkısı, bir uvertür bu “Bir”. Peki senfoni neyin senfonisi? Karar kimin kararı? Bu sorular, zihinlerde cevaplarını arıyor. Anlaşılan o ki, karşı karşıya kaldığımız cevapsızlık bizi uzun süre meşgul edecek. Anıl Dağ, Barış Çakmakçı, Faruk Kavi, Sinan Tınar, […]

Ne zaman maziye düşkün bir millet olmadık? Öyle bir dönemimiz olmuşsa şayet, günümüz Türkiye’sinin nesillerinden biri görmemiştir o dönemi. Televizyonların yayınladığı Yeşilçam filmlerinde mazi, meyhanelerde mazi, yeni açılan plak kafelerde mazi, plakların tekrar yükselişe geçmesi bile mazi… Hoş, o sonuncusu en evrenseli. Demek ki nostalji yakasını bırakmıyor insanın. Yoksa Taner Öngür ve grubu 43,75’in ilk […]

Hunter‘ı dinlemekteyken akıllarda oluşan bir soru: “Anna hanım, bizi niye yeni müzikler için bunca yıl beklettiniz?” Akla gelen ilk mantıklı cevap sanatçı titizliği. Anna Calvi‘nin ince elenip sık dokunmuş virtüözlüğüne en son tanık olduğumuz stüdyo albümü One Breath idi. “Suddenly”‘de bir gece ansızın kapımızdan girip kendi karanlığa çağırıyor, “Sing to Me”, “Piece by Piece” ve […]

Sesin bir rengi olsaydı eğer Ólafur Arnalds‘ın müziğinin rengi kesin gri olurdu. O kadar tarafsız, o kadar içe dönük… Hazır sonbahara ayaklarımızı basmışken yepyeni bir albümün müjdesini verelim dedik size. BAFTA ödüllüne sahip aynı zamanda besteci, müzisyen ve yapımcı olan Ólafur Arnalds geçtiğimiz Ağustos ayında dinlemekten oldukça keyif alacağımız bir albümle geldi. Mercury KX çatısı […]

Çok çok küçükken Avustralya‘nın dünya haritasında nasıl da kendi halinde, yalnız göründüğünü incelerdim. Sırf Dünya’nın bir ucunda tek başına duruyor oluşu bile egzotik ve gizemli gelirdi. Hollywood filmlerinden Amerika’yı, Almancı akrabalardan Avrupa’yı, belgesellerden bazen Asya bazen Afrika’yı görür, duyar, işitirdik. Peki Avustralya dedikleri o uzak diyarda ne olup bitiyordu? İnsanları ne yer, ne içerdi? Duyardık […]

David Bowie’li The Man Who Fell to Earth filmiyle bildiğimiz rokçu İngiliz yönetmen Nicolas Roeg‘in de Performance diye bir filmi var. Başrolde rock’n roll abisi Mick Jagger, karakterlerin suratlarının birbirine geçtiği progresif-saykodelik kadrajlar… Tesadüf müdür bilinmez, White Denim‘in Performance‘ı da öyle bir albüm: Hem dibine kadar rock’n roll, hem de çeşitli avangartlıklar cirit atıyor yarım […]

Ormanın bütün gececi canlıları, Mark Lanegan‘ın ricasına kulak vermek üzere birleşti: “Gelin şöyle gecenin çocukları, kendi karanlık armoninizi şakıyın.” With Animals, yaşlandıkça sesine boyut katan Lanegan ile İngiliz dostu Duke Garwood‘un parti eşbaşkanı oldukları ikinci çalışma. İlk denemeleri Black Pudding‘ten çok daha ambient, çok daha hayaletli, çok daha loş ve hepsinin altında bir nebze daha […]

Büyüyüp gelişerek evrilmek, kaliteli gruplar içinde sıkça gözlenen bir durumdur; gereklidir de. Ancak sanıyoruz ki pek az müzisyen, bunu John Dwyer için olduğu kadar gerekli görür. Oh Sees‘ın beyni ve kalbi, yolun başında Orinoka Crash Suite‘in beyni ve kalbiydi. Beyin kalbi, kalp beyni yönlendirdi; deneyler müziği kırpıp düzenledi. Yıllar geçtikçe grubunun sadece tarzını değil, ismini […]

“Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş” demiş Niyazi-i Mısri. Bazı tınılar var kendine döndüren, güneşin doğuşunda bile birden fazla bitiş varken başın ve sonun önemini yitirten, dert olurken dönüp dolaşıp vardığı yerde derman olan bir paradoksa sokar insanı. Cenk Erdoğan müziklerini dinlerken aklıma ilk olarak gelen sözlerdendir. Sizi müziğinin içine öyle bir çeker ki […]


Current track
Title
Artist

Background